Müşfik Eker

Müşfik Eker, 1970 tarihinde Zonguldak EREĞLİ’de doğmuştur. Eğitim hayatına Kdz. Ereğli’de Kayabaşı İlkokulunda başlamış, ardından Atatürk Orta Okulu sonrası Kdz. Ereğli Lisesi’nde öğrenimine devam etmiştir. Akademik yolculuğunu İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik bölümünde sürdürerek yükseköğrenimini tamamlayan Eker, halen Kdz. EREĞLİ İbrahim-Süheyla İzmirli Fen Lisesi’nde öğretmenlik yapmaktadır. Birikimini ve deneyimlerini yazıları ve fotoğrafları aracılığıyla okuyucularıyla paylaşmakta ve köşe yazılarında bilgi, gözlem ve yorumlarını harmanlayarak güncel konulara farklı bir bakış açısı sunmaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

ZOROĞLU Keşifi

Facebook
LinkedIn
X
WhatsApp
Telegram
Email

Yağmurlar ve soğuk hava, bahar gelemedi daha, derken ramazan geldi… “Ramazan Müslümanı” diye bir tabir vardır. Yaşantı değişir, düzen alt üst olur ramazan günlerinde. Yeme içme düzeni değişir, uyku saatleri de… Eee yaşadın mı hakkını vereceksin anın, şöyle bir inziva, açların halleri, gezmelerden uzaklaşmalar, oruç… Böyle olunca ben de eskilere daldım bu sayı için, gezindim fotoğraflarda, eski yazılarda…

Hayatınızda; hatırlanası, farklı, yaratıcı bir gün yaşamak!… Bana 4×4 ile nefis bir jeep safari kazandıran, bir gezi anımı, sizlerle paylaşmak istiyorum. Aslında asıl amacım içinize bir merak duygusu, gezmeye, görmeye dair bir kıpırtı yaratabilmek…

“Matematik öğretmeniyim. Değişik mesleklerden oluşan bir gezi doğa grubumuz var. 1999 ilkbaharı… Sabah 08:30. Arabalarımızı bir dere kenarına bırakıyoruz. Yukarıya doğru bir vadi yürüyüşü planlıyoruz. Yağmur sonrası, daha yeşile dönmemiş, sarımsı dalların yeşil filizleri. Birbirine kur yapan kuşların cıvıltıları. Doruklarda erimeye devam eden kar suyuyla coşkun akan suyun sesi. Saat 10:00 gibi bulunduğumuz yerin tam karşısında, tüm çevreye hâkim, ihtişamlı, korkutucu bir kayalık yükseliyor. Sırt çantalarımızdaki yiyeceklerimizi-çaylarımızı bu zirvede yemeye-içmeye karar veriyoruz. Tatlı bir meyille yükselmeye devam ediyoruz. 

Deredeki su seviyesi, biz yükseldikçe, artmaya ve daha sert akmaya başlıyor.  Daha sonra dereden ırmağa dönen suyun karşı yakasına geçmek imkânsızlaşıyor. İnatla yürüyoruz. Yaklaşık 4,5 saat sonra, güzel bir sürpriz ile karşılaşıyoruz; kar. Hiç güneş almadığı için eriyememiş, gölgede kalmış kar üzerinde yürüyoruz. Altı boşlamış yerlerde, bazen dizimize kadar kara gömülüyoruz. İkinci tatlı sürpriz; dere üzerinde yıkılmış bir ağaç. Doğal bir köprü. Karşı yakaya geçiyoruz.  Yemek molası için tırmanmaya devam ediyoruz.  1,5 saat sonra, nefis bir manzara eşliğinde, azıklarımızı yiyor, çaylarımızı yudumluyoruz. Gruptaki birkaç kişi kayalardaki oyuk ve mağaraları fark ediyor. Bağırıyorlar, “Aşağı gelin!” Yüksekten korkan çoğunu da ikna ettikten sonra, yardımlar ile mağaralara indiğimizde çok şaşırıyoruz.  Hepsi karınca yuvası gibi birbirine bağlı. Define avcılarının yağma ve de istila izleri ile karşılaşıyoruz. Kazma kürek izleri, konserve kutuları, çöpler… En önemlisi de, tamamen parçalanmış, en büyüğü bir avuç kadar kalmış, testi kırıkları.  Grubumuzdakilerden biri arkeoloji mezunu. “Bunlar mezar küpleri! olmalı…” diyor. Birkaç örnek parça alıyoruz.

Bu parçaları İ.Ü Prof. Dr. TURAN EFE ye yolluyoruz. Kdz. Ereğli Müzesi adına kurtarma kazısı organize ediliyor. Sonuç bizi çok heyecanlandırıyor. “Batı Karadeniz Sahil Kesiminin bilinen en eski yerleşim yeri” ni buluyoruz. Ki parçaların geçmişi, M.Ö 2700, ilk tunç çağına kadar uzanıyor. Bu döneme ait yaşantı izlerinin, yaşayan ilk tanığı bizleriz. Böylece keşfimiz, “Batı Karadeniz Sahil Kesiminin bilinen en eski yerleşim yeri, gençlerden oluşan bir doğa grubu tarafından bulunmuştur…” olarak akademik literatüre giriyor.”

İşte  bu keşif yazısı ile, yarışan 8000 hikaye arasından ilk 8’e girerek,  “Bilinmeyen Likya Keşif Konvoyu”na katılma hakkı kazandım. Ramazandan önce bir final yapmak için atladım arabaya, sürdüm Zoroğlu Tepelerine arabamı. Çadırımı kurdum, hava kararmadan, mangalımı yaktım, karşılardan bana sunulacak doğal mucize manzaranın tadınını çıkarmaya başladım.

Evet… Belki neresi burası diyen olacaktır. Kısa bir rota ile ilgileneceklere kolaylık sağlamak isterim! Kdz. Ereğli’den Zonguldak yolu üzerinden Devrek yoluna, sağa dönün. Kızılcapınar Barajı üzerindeki Ovaköy’e varın. Kafanızı kaldırdığınızda Zoroğlu tepesi ve köyü… Köye doğru, baraj gölünü ve de kıvrımlarını tepeden gören süper manzara ile karşılaşacaksınız! Bir de eklemek isterim, orada güneşin batışında mavinin sarı… kızıl… yeşil… ile bütünleşmesi muhteşem oluyor!

GEZMELERDE GÖRÜŞMEK ÜZERE!

Uygulamayı Ana Ekrana Ekle

Haberlerimize daha hızlı erişmek ve yenilikleri kaçırmamak için lütfen uygulamayı indirin.

Bildirimleri Aktif Et Tamam Teşekkürler