Geçen yazımda Bardella ile dalga geçmiştim, şimdi ise koskoca bir sıfır olduğu ortaya çıktı. Ne mi yaptı? Londra’ya gitti, aşırı sağ lideriyle, yani Nigel Farage ile bir anlaşma yaptı… Daha doğrusu, karşılığı olmayan bir anlaşma yaptı.
Partisi adına, Büyük Britanya’ya kaçak olarak göç eden mültecilerin Fransa’ya geri gönderilmesine ilişkin bir anlaşmaya imza attı.
Tek taraflı bir anlaşma.Tam ertesi gün haber merkezleri patladı.. Açık oturumlar başladı.
Eee, bu binlerce mülteciyi Fransa ne yapacak? İçlerinde birçok ülkenin vatandaşı var.
Cevap yok!
Veya varsa bile abuk sabuk cevaplar.
İşte Fransa’yı bekleyen tehlike!

Bir başlık… Bardella Le Pen’i kaybettirecek mi? Bunun gibi birçok haber yapıldı.
Zaten kaçak mültecilerle boğuşan Fransa, bir de İngiltere üzerinden gönderilen on binlerce kaçak mültecilerle uğraşacak. Bunu kim ödeyecek? Cevap karışık.
Nigel Farage kimdir?
BBC’ye göre Farage, İngiltere’nin 1992’de Maastricht Antlaşması’nı imzaladıktan sonra Muhafazakâr Parti’den ayrıldı.
Bu antlaşma Avrupa devletleri arasındaki birliğin giderek daha da güçlendirilmesi çağrısında bulunuyordu.
Farage, o zamanlar küçük bir marjinal grup olarak bilinen UKIP’in kurucu üyesiydi.
1994’te İngiltere’nin güneyindeki Eastleigh’de yapılan bir ara seçimde milletvekili adayı oldu; ancak bu da başarısızlıkla sonuçlandı.
1999’dan 2020 yılına kadar Avrupa Parlamentosu (AP) üyesiydi.
2006’da UKIP lideri olduktan sonra giderek televizyonlarda tanınan bir yüz haline geldi. 2009’daki AP seçimlerinde lideri olduğu UKIP, İşçi Partisi ve Liberal Demokratlardan daha fazla oy almayı başardı.
Farage, 2016’da düzenlenen Brexit referandumunda aktif rol oynadı.
Seçmenlerin AB’den ayrılma yönünde oy kullanmasının ardından UKIP’ten istifa etti.
Referandumdan sonra, AB’den ayrılık süreci tamamlanmadan önce Nisan 2019’da Brexit Partisi’ni kurdu.
Brexit süreci tamamlandıktan sonra, partisinin adını Reform UK olarak değiştirdi.
Farage, ön saflarında olduğu siyasete 2021’de bir süreliğine veda ederek, yeni kurulan GB News televizyon kanalında sunuculuk kariyerine başladı.
4 Temmuz 2024 genel seçim kampanyası öncesinde, Avam Kamarası’na aday olmayacağını ısrarla savunsa da, 3 Haziran’da yaptığı açıklamayla, partisi Reform UK’in Clacton’dan (AB’den ayrılmayı güçlü bir şekilde savunan bölgelerden biri) aday olacağını ve partinin liderliğini tekrar devralacağını duyurdu.
İlave edeyim, tamamen aşırı sağ görüşte olup kafasını yalnızca mültecilere takmış olan bu zat, ülke idaresi konusunda son derece geri kalmıştır.
Şu an seçim anketlerinde sürekli tırmanmakta olan Farage, gelecek seçimlerde bir sürpriz yapabilir. Aynı geçenlerde Almanya’da olduğu gibi.
Düşünün, vaatlerine bakın.
Göç: Gereksiz göçü dondurmak; “Net Sıfır Göç” hedefine ulaşmak; yabancı suçluların derhal sınır dışı edilmesini sağlamak; küçük göçmen teknelerinin geçişlerini durdurmak
Dış İlişkiler: İngiltere ile AB arasında Kuzey İrlanda konusunda imzalanan, ticaretin kolaylaştırılması için malların hareketini düzenleyen Windsor Çerçevesi’ni iptal etmek; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden ayrılmak; dış yardımı %50 azaltmak
Vergi ve ekonomi: İşletme vergisi için alt sınırı 100 bin sterline yükseltmek; gelir vergisi eşiğini 20 bin sterline çıkarmak; değeri 2 milyon sterlinin altında olan mülkler için miras vergisini kaldırmak; “gereksiz düzenlemeleri” kaldırmak ve vergi sistemini daha basit hale getirmek
Suç ve adalet: Polis sayısını artırmak; 10 bin yeni hapishane inşa etmek
Eee? Ekonomi, Büyük Britanya’nın borçları, eğitim, emeklilik, Council Tax denilen yüksek aylık vergiler, işsizlik, hayat pahalılığı krizi, konut sıkıntısı, sağlık hizmetleri üzerindeki baskılar, yoksulluk ve eğitim ile istihdam alanındaki eşitsizlikler dahil olmak üzere bir dizi acil sosyal sorunla karşı karşıyadır.
Hayat Pahalılığı Krizi
Hayat pahalılığı krizi, Birleşik Krallıkta yetişkinlerin %88’ini etkileyen en önemli zorluklardan biri olmaya devam ediyor. Enerji, gıda ve ulaşım fiyatlarındaki artışlar düşük gelirli ailelere ağır bir yük bindirmiş; pek çok genç, kariyer beklentilerini düşürerek kısa vadeli hayatta kalma mücadelesine odaklanmak zorunda kalmıştır.
Gıda güvencesizliği de artış göstermiş; özellikle tek ebeveynli haneler, Siyahi aileler ve sosyal konutlarda yaşayanlar arasında gıda bankası kullanımı hızla artmıştır.
Konut ve Evsizlik
İngiltere, özellikle Londra ve Manchester gibi büyük şehirlerde kronik bir konut sıkıntısı yaşamaktadır. Yüksek konut fiyatları ve kiralar, gençlerin barınma imkânlarına erişimini zorlaştırmaktadır. Sokakta yatma ve geçici barınma alanlarının kullanımı artmakta; bu durum, uygun fiyatlı konut programlarının ve sosyal konut girişimlerinin genişletilmesi ihtiyacını gözler önüne sermektedir.
Yaz, yaz bitmez. Bir kitap çıkar. Zaten İngilizler zeki bir toplum değildir; üstelik tembeldirler. Çünkü eski bir sistem vardır ve herkes bu sistemi takip eder, başları belaya girmesin diye. Yani neredeyse sistem onları idare ediyor.
Halbuki AB ülkelerinde de sistem vardır ama siyasetçiler ve halk sisteme pek uymayıp, o günün şartlarına göre işlerini hallederler. Yani sistemi idare ederler.
Aslında ikisinin ortasını bulmak lazım… Büyük Britanya’daki sistem modern yaşama göre daha gevşek olmalı; kıtasal Avrupa’da da sisteme biraz daha önem verilmelidir.
Yukarıda yazdıklarımın hiçbiri Nigel Farage tarafından doğru dürüst yazılmamıştır…
DÖNELİM FRANSA’YA
Fransa’da geçenlerde yapılan ankette tablo şöyle.

Aşırı sağ %35 ile aldı başını gidiyor. Orta blogda 3 adayın olması aşırı sağın işine geliyor. Sol zaten Mélenchon hariç yok gibi. Bu tablonun 3 ay içinde, en fazla 4 ay içinde değişmesi gerekiyor. Belki de Bardella’nın bu anlaşması Le Pen’in oylarını azaltır.
AFD ALMANYA’YI SALLADI…SIEGMUND FELAKETİ…
Eski parfüm satıcısı %44 ile seçimi kazandı. 2 milyonun yaşadığı Saksonya-Anhalt eyaletinde seçimde ortalığı dağıttı… Instagram’da 600K ve TikTok’ta 800K takipçisiyle NAZİ’lerin en sevdiği adam… Zaten kendisi NAZİ.

Seçimden sonra kameralara NAZI işareti yapan bir genç görüyoruz. Peki, bu oyları kim verdi bu eski Doğu Almanya’da? 1945’e kadar NAZİ olanlar ve 1990’a kadar komünist rejime maruz kalanlar, işçiler ve daha kötüsü gençler…

Partisinin broşüründeki NAZİ işareti…
Trump çok memnun, Musk çok memnun, Putin çok memnun… Kısacası, Avrupa Birliği’ni yok etmek isteyen herkes çok memnun. İşte işin gerçeği bu.
Daha da kötüsü, engelli çocukları okullardan uzaklaştırma, yabancı ülkelerden gelen talebelerin haklarını kısıtlama.. Tam bir Neo-Nazi programı.. Bu daha bilinenler, arka bahçede neler var, bilmiyoruz.
Avrupa Birliği kendisini toparlamazsa 2027 senesinde daha vahim senaryolar görebiliriz.
Kainatın çöp tenekesi, dünyamızdan selamlar.





