Ronald Karel

GeoCosmo Bilim ve Araştırma Merkezi Başkanı. 13 Haziran 1953 senesinde İstanbul un Moda semtinde doğan, Karel, Türk vatandaşı olmakla beraber Fransızdır ve bir Türk aşığı olarak bilinir. 1974 senesinde Türkiye de askerliği esnasında Kıbrıs savaşında gönüllü olarak gitmek istemiştir. destek yayınlarındaki DEPREM HABERCİSİ BULUT kitabında yayınlamıştır. Ayrıca Fransa nın Blois kasabasında da 3 ay askerlik yaptı. Ronald KAREL, daha 16 yaşındayken depremlerle iyonize bulutlar arasındaki ilişkiyi keşfetmiştir. hayatını bugüne kadar deprem Ön sinyallerine adamıştır. 3 ay NASA ya davet edildi, orada konferans verdi, NASA sa kurulan ve bugün Büyük Britanya da (İngiltere) merkezi olan Geocosmo Araştırma Merkezinin başkanıdır. Son yazdığı ve yayınlanan THE CLOUD yani BULUT ismi kitabı 6 lisana çevrilmiştir. Karel, Avrupa Komisyonunun tavsiyesiyle Brüksel de konferans vermiş ve AFAD da da 2 konferansı vardır. Birçok uluslararası toplantılara da katılmıştır. Kendisi şimdi İtalyan'nın Livorno şehrine yerleşmiştir ve çok büyük bir proje hazırlamaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

FRANSA EKONOMİSİ VE ÇİN!

Facebook
LinkedIn
X
WhatsApp
Telegram
Email

Dünyamız bir çıkmaza girmiştir; ekonomi, eğitim, mülteci, ekoloji ve sağlık konularında adeta bir kriz yaşanmaktadır.

Dünyamızı idare eden tüm devlet adamları sorumludur..

Bazı şahısların zenginliği ve inanılmaz mal varlıklarının sadece Afrika kıtasında değil, Asya ile Orta ve Güney Amerika kıtalarında da bazı devletlerden çok daha üstün olmasını kınıyorum.

Onları bu hale getiren ve nem alan siyasetçileri de kınıyorum. Her iki taraf da birbirinden nem alıyor.

Zenginliğe hiç karşı değilim.

Çünkü zenginlik iş sahaları açar. Ama bu zenginlik borsa katakülleri sayesinde elde edildiyse veya yeryüzünde faaliyet göstermiyorsa, iş sahaları açmıyorsa, o zaman bunu sorgulamak gerekir. Sadece bu konuyu anlatmak için bir kitap yazılır.AB’YE

Çin konusundan önce Fransa’nın ekonomisi ve siyaseti hakkında yazmaya karar verdim.

17 Ekim ve 24 Ekim olaylarında sol ve aşırı sol kendi bacaklarına kurşun sıkmışlardır. Onların yaptıkları sayesinde aşırı sağ partisi cumhurbaşkanı adayının partisine 5000 yeni militan katıldı.

Marine Le Pen’in birkaç gün önceki konuşması, birçok ulusal kanalda ya doğrudan ya da haber olarak yayınlandı. Şahsen, her demokrat gibi, talebelerin ve sendikaların yürüyüşlerine karşı değilim. Lakin o yürüyüşlere bulanıp ortalığı dağıtan ultra sola karşıyım. Hak böyle aranmaz. Bu ortalığı dağıtmakla haklı olabileceğin davada haksız çıktın. Böylelikle aşırı sağın ekmeğine de yağ sürdün.

Kasada para kalmadı diyenlerin sayısı çok. Macron’un ülkeyi felakete sürüklediğini diyenler çok. İşte rakamlar.

Tahmini kamu borcu yaklaşık 3.644 milyar avro civarındadır, ancak devletin her yıl fiilen ödediği miktar faiz yüküdür. Ele alınan kapsama bağlı olarak, bu miktar 2024 yılında devlet bütçesi için 53,2 milyar avroya veya 2025 yılında tüm kamu idareleri için toplamda 64,7 milyar avroya ulaşmaktadır. Faizden bahsediyorum.

25 Ekim 2026 itibarıyla Fransa’nın kamu borcu yaklaşık 3.644 milyar euroya (gerçek zamanlı tahmin) veya GSYİH’nin %119,9’una ulaştı. Daha da kötüsü,FransaÇinFransa Fransa ekonomisini idare edemezse, İşletme Borsası gazetesinde bugün yayımlanan makale oldukça dehşet verici.

Haber şöyle.

Fransa, bütçe uçurumunun eşiğinde

3.400 milyar €’nun devasa borcu ve %6’yı aşan kamu açığıyla Fransa, bütçe açısından serbest düşüş içinde. Haziran 2025’ten beri, Avrupa Komisyonu tarafından resmi olarak aşırı açık prosedürüne tabi tutulmaktadır. Bu artık bir uyarı değil, egemenliğimize doğrudan bir tehdit. Böyle bir bağlamda, fiziksel altın satın almak gibi somut varlıklarla servetinizi güvence altına almak acil hale geliyor; bu, kontrolsüz politikalara karşı gerçek bir silahtır.

Bütçe egemenliğinin kademeli kaybı

Bundan sonra Brüksel artık önerilerle yetinmiyor: kendi görüşlerini dayatıyor. Her bütçe, her reform, her harcama haklı çıkarılmalı ya da hatta düzeltilmelidir. Fransa, Avrupa kısıtlamaları altında bütçe ortak yönetim aşamasına giriyor. Tasarruf yapanlar için bu sıkılaştırma istikrarsızlık, daha yüksek vergiler ve artan riskler anlamına geliyor. Bu nedenle, varlıklarınızı altınla çeşitlendirme eğilimi var; bu, belirsiz bir dünyada istikrarın temel unsurlarından biridir.

Fransa faiz oranlarındaki artışı durdurmak için ECB, bir tahvil alım mekanizması olan TPI’yi aktive etti. Bunun karşılığında Paris, sıkı bir kemer sıkma programı uygulamak zorunda kalacak. Bu tek taraflı sözleşme, başka yerlerde zaten kullanılıyor ve vatandaşlar için zor zamanların habercisi. Bu anlarda, altına yatırım yapmak para biriminin değer kaybına karşı doğrudan koruma sağlar.

IMF tehdidi: Fransa için Yunan senaryosu mu?

Eğer ECB başarısız olursa, IMF popüler olmayan önlemlerle devralacak: KDV artışları, emeklilik dondurmaları, büyük bütçe kesintileri. Bu model, Yunanistan’ı on yıldan fazla bir süre boyunca durgunluğa sürükledi. Aynı kaderden kaçınmak ve bugün birikimlerinizi korumak için, evrensel bir güvenli liman olan altına yatırım yapmalısınız.

Bugün Çin’i ele almak istedim.

Bu makalemi okuyanlar, Fransa başta olmak üzere AB ülkelerindeki yerel ekonomilerin önümüzdeki ay ve yıllar içinde nelere maruz kalacağını hayal edebilecekler. Bir de yapay zekayı ilave edersek, işsizlik oranının nasıl artacağını hep birlikte göreceğiz. Bu konu da o denli derin ki, bundan da bir kitap çıkar.

ABD emperyalizminin yanı sıra, Çin emperyalizmi de dünya ekonomisini allak bullak ediyor. Çin son yıllarda AB ülkelerine son derece ucuz giyim eşyası, çocuk oyuncakları ihraç ediyordu. AB buna mani olamadı. Şimdi ise AB’de atölyeler kurup çok ucuza mal üretmeye başlayınca işler büyüdü. Fransa en büyük kurbanlardan. Bu kaçak atölye meselesi daha gündeme gelmedi. Bu sağdan, solda edindiğim bilgiler.

Çin-ABD gerilimleri ve zor durumdaki iç pazar nedeniyle engellenen Çin platformları, Fransa’daki erişim alanlarını hızla genişletiyor. Bu, Fransız şirketlerinin ortakları olarak kendilerini tanıtan önceki platformların aksine, riskli bir genişleme stratejisi. Diğer perakendeciler gibi perakendeci olmaya çalışan Shein, Temu, AliExpress ve TikTok Shop, önemli endişelere ve sorulara yol açıyor.

Yeni Çin dijital platformları Temu, Shein ve daha az ölçüde TikTok Shop, Fransa’da hızla yayılıyor ve tartışmalara yol açıyor. E-ticaret siteleri aracılığıyla tüketiciler arasında oldukça görünür olan bu Çinli oyuncular, lojistik ve uluslararası dağıtımda da büyük adımlar atıyor.

Buna karşılık, Fransız ve Avrupa siyasi kurumları, bu platformların yayılmasını engellemek amacıyla çok sayıda açıklama yayınlıyor.

Adım adım, yavaş yavaş… Alıştıra, alıştıra…

Mart 2025: TikTok Shop, Fransa, Almanya ve İtalya’da kullanıma açılıyor ve kullanıcıların sosyal ağdan ayrılmadan ürün satın almasına olanak tanıyor.

Temmuz 2025: JD.com, Almanya’da Fnac Darty’nin ikinci büyük hissedarı olan Ceconomy için 2,2 milyar Euro’luk bir devralma teklifi sunuyor.

Eylül 2025: Shein, Pimkie ile ortak girişim kuruyor ve BHV’de ve 5 Galeries Lafayette lokasyonunda yeni mağazalar açacağını duyuruyor.

Ekim 2025: Temu, depolama ve teslimat için Colissimo ile sözleşme imzalıyor. JD.com, Fransa’da Joybuy web sitesini kullanıma açıyor.

2026 senesinde işler daha da kötüye gitmeye başlıyor.

Birkaç kez duyurulup ardından ertelenen Shein’in gelişi nihayet gerçekleşiyor. BHV’nin sahibi olan SGM şirketine ait yedi taşra mağazasından beşi, 25 Şubat 2026 Çarşamba gününden itibaren Çinli devi ağırlamaya başlıyor.

Söz konusu şehirler Dijon, Reims, Grenoble, Angers ve Limoges.

Fransa hükümeti uyuyor, AB uyuyor…

Halk uyanıyor, ama durumdan çok memnun… Sokakta yapılan röportajlarda hemen hemen herkes, örneğin 40 avroya aldıkları ceketi 12 avroya aldıkları için çok memnun. Görünüşte Çin malında hiçbir fabrika hatası görülmüyor. Mesele şu ki, aynı Çin fabrikası örneğin Galeries Lafayette’e yine aynı fiyata satıyor ama Fransız devi bu ceketi 40 avroya satıyor. Fransa’daki bir mağazanın masraflarını, çalışanların maaşlarını vb. hesaplayıp bir de halkın alım gücünü eklersek, bu normal karşılanıyordu.

Şimdi bu yazdıklarımı yüzle, hatta binle çarpın. Fransa ve benzer Avrupa ülkelerindeki küçük ve orta derece esnafın ne denli zor durumda kalacağı aşikâr, değil mi? Acaba büyük AVM’lerde bile kriz başlayacak mı?

Geçtiğimiz Kasım ayında Angers’te, BHV (eski adıyla Galeries Lafayette) çalışanları kendilerini şaşkın ve yönünü kaybetmiş hissettiklerini söylediler. Çalışanlardan biri, “Ortam kaygı uyandırıcı,” diye itiraf etti. Birçok önde gelen marka da geri çekilme kararı aldı.

Aynı ay içinde, La Tribune Dimanche gazetesinde 80’den fazla milletvekili, Çinli markanın Fransa’da yasaklanması çağrısında bulunarak, onu “hızlı modanın en acımasız yüzü” olarak nitelendirdi. Milletvekillerine göre Shein, “gezegenimizi, işlerimizi ve tüketicilerin sağlığını yok ediyor” ve “çevresel bir felaketi” temsil ediyordu.

12 – 18 EKİM 2026…PARİS ULUSLARARASI OTOMOBİL FUARI

Çin otomobil sektörü Paris Fuarı’nda bir gövde gösterisi yaptı.

Rekor sayıda 20 Çin markası Paris Otomobil Fuarı’nda yer aldı.

Bu yılki Çin grubu iki kat daha büyüdü.

Paris Otomobil Fuarı, Avrupa otomotiv endüstrisi için kritik durumdayken gerçekleşti..

Avrupalı üreticilerin Çin’deki satışları düştü. COVID-19 pandemisinden bu yana, üreticiler ABD pazarından büyük ölçüde dışlanmış Çin otomobilleri ve yavaşlayan iç talep nedeniyle giderek daha fazla Avrupa’ya yönelmeye başladı.

Bu yılki fuara katılan Çinli marka sayısı, 2024 yılındaki fuara kıyasla iki katına çıktı. BYD ve Chery gibi bilindik isimlerin yanı sıra, Aito ve Avatr gibi yeni markalar da etkinlikte yer alıyor.

Bu akın, Avrupalı otomobil üreticilerinin Çin’deki satışlarında yaşanan keskin düşüşün ve ABD pazarının Çin otomobillerine neredeyse tamamen kapalı olmasının ortasında gerçekleşiyor; bu durum Çinli üreticileri odaklarını Avrupa’ya kaydırmaya zorluyor.

“Çinliler şöyle diyor: ‘Baskın olmaya çalışmalıyız; Avrupa’ya giriyor çünkü Amerika Birleşik Devletleri’nde güçsüzüz.’

BMWG.DE binlerce işi de azaltıyor.

fotoğraf. Dan Thanh.

Grant Thornton Stax’ta danışman olan Brad Kunz, Reuters’e verdiği demeçte, “Çinliler, ABD pazarına erişemedikleri için Avrupa pazarına hakim olma konusunda kararlılık gösteriyorlar. Eğer ABD pazarı açık olsaydı, Avrupa bu kadar şiddetli bir savaş alanı haline gelmezdi,” dedi.

Schmidt Automotive Research’ün verilerine göre, Çin markaları ikinci çeyrekte Avrupa pazar payının %10,7’sini oluşturarak, geçen yılın aynı dönemindeki %5,7’lik orandan önemli bir artış gösterdi ve 1970’lerden beri pazarda bulunan Japon rakiplerini resmen geride bıraktı.

Sadece elektrikli araçları hedef alan gümrük vergilerinden önce, Çinli otomobil üreticileri hızla odaklarını şarj edilebilir hibrit elektrikli araçlara (PHEV) ve içten yanmalı motorlu araçlara kaydırdılar ve Batı Avrupa’daki PHEV pazar payını yalnızca iki yıl içinde %2,2’den %26’nın üzerine çıkardılar.

Avrupalı otomobil üreticileri ne yapıyor?

Yoğun rekabet ve yüksek elektrifikasyon maliyetleri, Volkswagen ve BMW gibi birçok büyük şirketi binlerce işçiyi işten çıkarmaya ve fabrikaları kapatmaya zorluyor.

Kendini korumak için Avrupa otomotiv endüstrisi Çin yapımı şarj edilebilir hibrit elektrikli araçlara gümrük vergisi uygulanmasını talep ederken, AB de tercihli muameleden yararlanabilmek için elektrikli araçlarda asgari yerel içerik oranını zorunlu kılan bir “Avrupa’da Üretilmiştir” düzenlemesi geliştiriyor.

Vergi indirimlerinden yararlanmak ve cezalardan kaçınmak isteyen otomobil üreticilerinin AB yerelleştirme standartlarını karşılamaları gerekiyor.

Şiddetli rekabete rağmen, bazı Avrupalı üreticiler fazla fabrika kapasitesini satarak veya Çin’den elektrikli araç teknolojisinden yararlanarak paralel iş birliklerini tercih ediyor; bunun en önemli örneklerinden biri de Stellantis’in Dongfeng ile olan ortaklığıdır.

Gartner’ın araştırma başkan yardımcısı Pedro Pacheco, “Avrupalı otomobil üreticileri ikili oyun oynuyor” dedi.

Bu yılki fuar, Avrupa otomobil üreticilerinin rekabet güçlerini ortaya koymak için yeni nesil uygun fiyatlı elektrikli araçları piyasaya sürdüğü, pandemi sonrası en önemli bölgesel etkinlik olarak kabul ediliyor. Bunun en önemli örneklerinden biri de, maliyetleri optimize etmeyi amaçlayan yeniden canlandırılmış Citroën 2CV modeliyle Stellantis.

Öte yandan, Aito gibi Çinli markalar da yüksek beklentilere sahip ve önümüzdeki üç yıl içinde uluslararası satış paylarını %20’ye çıkarmayı hedefleyerek dört üst düzey elektrikli SUV modeli piyasaya sürüyor.

Kainatın çöp tenekesi dünyamızdan sevgiler.

Uygulamayı Ana Ekrana Ekle

Haberlerimize daha hızlı erişmek ve yenilikleri kaçırmamak için lütfen uygulamayı indirin.

Bildirimleri Aktif Et Tamam Teşekkürler