Ronald Karel

GeoCosmo Bilim ve Araştırma Merkezi Başkanı. 13 Haziran 1953 senesinde İstanbul un Moda semtinde doğan, Karel, Türk vatandaşı olmakla beraber Fransızdır ve bir Türk aşığı olarak bilinir. 1974 senesinde Türkiye de askerliği esnasında Kıbrıs savaşında gönüllü olarak gitmek istemiştir. destek yayınlarındaki DEPREM HABERCİSİ BULUT kitabında yayınlamıştır. Ayrıca Fransa nın Blois kasabasında da 3 ay askerlik yaptı. Ronald KAREL, daha 16 yaşındayken depremlerle iyonize bulutlar arasındaki ilişkiyi keşfetmiştir. hayatını bugüne kadar deprem Ön sinyallerine adamıştır. 3 ay NASA ya davet edildi, orada konferans verdi, NASA sa kurulan ve bugün Büyük Britanya da (İngiltere) merkezi olan Geocosmo Araştırma Merkezinin başkanıdır. Son yazdığı ve yayınlanan THE CLOUD yani BULUT ismi kitabı 6 lisana çevrilmiştir. Karel, Avrupa Komisyonunun tavsiyesiyle Brüksel de konferans vermiş ve AFAD da da 2 konferansı vardır. Birçok uluslararası toplantılara da katılmıştır. Kendisi şimdi İtalyan'nın Livorno şehrine yerleşmiştir ve çok büyük bir proje hazırlamaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

UTANÇ DUVARI

Facebook
LinkedIn
X
WhatsApp
Telegram
Email

17 Ekim bir rezaletti. İçişleri Bakanı kabul etti. ‘Beklemiyorduk,’ dedi.

Ama ben bekliyorduuuuum. Taaa geçen sene, 2025 yazında bu gazetede yazmıştım….Fransa’yı büyük olaylar bekliyor diye.

Benim gibi basit beyinli bir insan bunu gördü de sen neden görmedin be adam?

Bu konuda dünya çapında onlarca resim yayımlandı. Lakin, ben televizyonda canlı yayında garip bir olay gördüm. 20 Ekim 2026 tarihinde Fransa Meclisi’nde LFİ (aşırı sol) partisi başkanı Mathilde Panot,  Başbakan Sébastien Lecornu’nun sorusuna cevap vermeyerek aslında anayasal bir suç işlemiş oldu. Soru şuydu ve Başbakan, Mathilde Panot’a 2 saniye süre verdi.

-Limoge Belediye binasının yakılmasını kınıyor musunuz?

Mecliste ikisi de göz göze baktılar…

2 saniye değil, saniyelerce.

Panot bambaşka bir cevap verdi. Kısacası, cevap vermedi.

Belediye binası devlete aittir; bunu her seçilmiş parti biliyor. Bu soruya cevap vermeyerek, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Marine Le Pen’in arkasında yer alan Jean-Louis Melanchon’u zayıflatacak mı?

LFİ gerçekten Fransa’yı yok etmeye mi çalışıyor? Bugün bunu gerçekten düşünenler mevcut.

Limoge Belediye Binası’nın yakılmasını kınamamak suçtur. Kürsüde yemin etmiş bir milletvekilinin bir görevi de ülkesindeki kamu binalarını korumaktır.

LFİ partisi, ultra sola son derece destek veren, Meclis’te Filistin bayrağı açan ama Filistin’in nerede olduğunu bilmeyen bir partidir. Bir gazeteci canlı yayında Mathilde Panot’a sormuştu;

  • Filistin nerededir?

LFİ Meclis Başkanı Filitin’in nerede olduğunu bilmiyordu.

2000 dükkân yağmalandı, 1000 polis ve kandarma yaralandı, yüzlerce kişi yakalandı, bunlardan fazlası şimdi tutuklandı.  Büyük markaların, mücevhercilerin dükkânları yağmalandı. Sahneler içler acısı…

Aşırı sağ ve şimdi de sağ partiler dünden beri seslerini yükseltiyor.

Kısacası, şöyle özetleyeyim. Marine Le Pen ve diğer sağ partilerin Cumhurbaşkanlığı seçimi sloganları şöyle olacak. Bunu yapabilirlerse, Marine Le Pen %90 ihtimalle cumhurbaşkanı olur. Jordan Bardella başbakan olarak göreve başlar.

Kaçak Fas, Cezayir, Tunus ve diğer Afrika ülkelerinden gelen mületicileri derhal geri göndermek.

Suçlu, yani ceza görmüş ve çifte vatandaş olan Fas, Cezayir, Tunus ve diğer Afrika ülkelerine mensup vatandaşların Fransız vatandaşlıkları geri alınıp, ülkelerine gönderilmeleri.

Sınırların kapatılması.

AB’ye ödenen aidatlar tamamen kesilecek. Mümkünse birlikten çıkma olasılığı bile konuşuluyor.

24 EKİM DİKKAT EDİLECEK BİR TARİH

24 Ekim Cumartesi günü, olası olaylarda polis ve CRS’lere ile jandarmaya daha fazla yetki verildi.

İspanya, Belçika, İtalya’da da bazı şehirlerde olaylar başladı. Daha bugün Yunanistan’da öğrenciler de harekete geçti.

Sırası gelmişken yazayım: Bizim basında Marine Le Pen’in cumhurbaşkanı olması durumunda “Türkiye hipotezi” başlığıyla bir makale okudum. Bu gibi makalelere itibar etmeyin, Le Pen’in Türkiye’yle bir alakası yok. Zaten RN programından AB’den ayrılmak bile var. Bu gibi kendini bilmeyen gazetelerin tek amacı haberi tıklatmak, İtibar etmeyiniz. Bazen alakasız başlıklar atıyorlar, tıkladığınızda haberin uçsuz bucaksız bir ülkeye ait olduğunu görüyorsunuz.

Dönelim konumuza.

68 olayları yine başlayacak mı? Lakin bugün durum daha vahim. AB ülkelerinde işsizlik sayısı artıyor. Yeni diplomalı üniversite öğrencileri artık fast foodlarda iş bulabiliyor. 50 yaşına gelmiş kadroların bir kısmı işlerinden atılıyor. Erkek-kadın maaş farkı oldukça farklı. Kasalarda para kalmadı. Her ay yüz milyarlarca avronun faizleri milyonlarca avronun üzerinde ödeniyor.

Siyasi partilerde orta direk yok olmak üzere.

Aşırı sağ ve aşırı sol partiler daha aktif. Zaten Fransa çoğu zaman sağcı olmuştur. Mitterrand bile cumhurbaşkanı olduğunda, Chirac’ın partisi RPR’nin oylarıyla Giscard’ı devirmek için gelmişti; gelir gelmez hiç mecbur değilken 4 komünist bakan almıştı. O, bile ölmeden önce sağcı olarak vefat etti.

10 Mayıs 1981 tarihi, Fransa’nın utanması gereken bir tarihtir.

Chirac’ı hiçbir zaman affetmedim.

İlk turda zaten cumhurbaşkanı olan Giscard, Chirac ve Mitterrand vardı.

Chirac, ilk turu kaybettiği için, bütün RPR militanlarına mektup göndererek Mitterrand’a oy vermelerini istemişti. Giscard’ın ilk turda kendisini saf dışı bırakmasını hazmedememişti. Bu konuyu çok iyi biliyorum çünkü o tarihlerde Giscard’ın partisinde UDF kartım vardı… Kayınbiraderim de RPR militanıydı; bana o mektubu göstermişti. Bir siyasetçinin kendi çıkarları yok olduğu için baş düşmanı olan bir cumhurbaşkanı adayına oy verilmesini istemesi bence siyasi ahlaka uymaz. Hele o partinin militanlarının bunu kabul etmesi siyasetin Fransa’da ne denli kirli olduğunu bana göstermişti.

Şimdi ülke iltica problemleriyle karşı karşıya.

İNTİKAM!

Büyük Britanya dünyaya hakim oldu….. Doğru mu?

Bal gibi doğru.

Adamlar çalıp çırptılar. Doğru mu?

Bal gibi doğru.

Ammmma, beraberlerinde medeniyet götürdüler… Okullar, otoyollar, hastaneler inşa ettiler, oradaki vatandaşlara ülkelerinde resmi oturma izni, hatta vatandaşlık verdiler. Asimilasyon veya entegrasyon sistemiyle yabancıları zorlamadılar. ‘Community system’ dedikleri, her halk topluluğunun kendi inançları, medeniyeti ve kültürüyle serbestçe yaşamasına olanak tanıdı.

Ben 11 sene önce İngiltere’de bazı ilkokullarda matematik ve Fransızca öğretmenliği yaptım, Okulda sadece gözleri açık olan kadın öğretmen vardı. Yani bruka giymişti..

Herkes normal karşılıyordu.

Fransa’da böyle bir şey olamaz.

Fransa ve Belçika, Cezayir ve Fas başta olmak üzere Afrika’da kıyım yaptılar. Cezayir’de kendilerine yardım eden Harkileri daha sonra hor gördüler. Bugün Harkilerin çocukları herkes gibi diskoteklere giremiyorlar. Bunun gibi birçok örnek verebilirim. Fransa’da diskriminasyon tavan yapmış.

Dinleri, kültürleri ve yaşamları tamamen farklı olan bir topluluktan nasıl entegrasyon ve asimilasyon istenebilir? Üstelik topraklarına gir, kadınları ve kızları iğfal et, yaşlıları öldür, etrafı yak ve yık, bazılarını kafaya alıp, o toprakları ülkene katmaya çalış…

Eeeeee?

Karşılığında ne bekliyordunuz?

Çok büyük bir ekonomik güce sahip, Avrupa’da tek atom bombasına sahip, araba, uçak ve elektrik endüstrisinde dünyanın tepesinde olan bu büyük Fransa, şimdi milyarlarca avro borçla boğuşuyor.

Halk A dan Z ye mutsuz.

Daha da kötüsü, problemleri diğer ülkelere sıçrıyor. Talebe maskesi altında!

Kainatın çöp tenekesi dünyamızdan şimdilik bu kadar.

Uygulamayı Ana Ekrana Ekle

Haberlerimize daha hızlı erişmek ve yenilikleri kaçırmamak için lütfen uygulamayı indirin.

Bildirimleri Aktif Et Tamam Teşekkürler